İki üç gün önce döndüm bir haftalık tatilimden.Tarsus üzerinden Susanoğlu’na geçtik arkadaşlarla orada bir hafta kaldım.Tatilde neler yaptığımı not düşmek istiyorum buraya
Dediğim gibi önce Tarsus’a gittik.Arkadaşım evine birkaç eşya bırakacaktı ama biraz Tarsus’u gezdireyim size dedi bizde gezdik.Önce St.Paul kuyusuna gittik.Burası St. Paul’un yani Aziz Pavlus’un yaşadığı yermiş.Hıristiyanların inanç turizminde önemli bir noktaymış zira hıristiyanların hac noktalarından birisiymiş.Bunları ben de yeni öğrendim.
Sonrasında Tarsus sokaklarında biraz dolaştık.Birkaç sokak özellikle tarihi bir dokuya sahip, evler Safranbolu evlerine benziyor.Geri kalan kısımlarda ise pek dikkate değer bir şey göremedim.Hoşuma giden bir kaç yapı.
Bu gibi sokakların arasında dolaşırken gördüm ki bazı yapıların orjinal halini bozmadan cafe yapmaya çalışmışlar, içine girip vakit geçirme fırsatım olmadı ama merak ettim.Ürgüp’te mağaraların içine konumlanmış restoranları, otelleri gördükten sonra insan gerçekten merak ediyor.
Bu fotoğrafa bakınca fotoğraf makinemde bir sıkıntı olduğunu farkettim.Sol tarafta bir siyah nokta gözüküyor.Lensi çıkarıp baktım ama bir şeyler göremedim.Nası yapsam ne yapsam bilmiyorum.Fikri olan varsa yorum yapmakta özgür:)
Sokaklarda turladıktan sonra arkadaş şelaleye gidelim dedi bizde gittik:)Sıcak havada şelalenin kenarına gelmek bile başlı başına bir rahatlamaya sebep oldu, ama bunun yanında şelalenin sesi de çok iyiydi ama yanımda tripodum olmadığı için elimi sabit tutmaya çalışarak fotoğraf çekmekte oldukça zorlandım.Zaten çektiğim fotoğraflara bakınca bunu başarabildiğim çok az fotoğraf olduğunu gördüm.Onlardan birisi altta.
Şelale gezimizden sonra da Tarsus’tan çıkıp Mersin’e doğru yol aldık.Forum Mersin’de arkadaşımızı beklerken Media Markt’da dünya kupası finalini izlemek gibi garip bir tecrübe edindik.20 kadar ekrandan takip ettim maçı, son teknoloji olanlarda TRT HD açıktı, onların karşısında ise daha eski teknolojiye sahip televizyonlar vardı ve onlar yayını TRT den alıyordu bu yüzden de yayın HD yayına göre biraz daha erken geliyordu, bunu da öğrenmiş oldum.
Sabah Mersinden çıkıp Susanoğlu’na vardık.Susanoğlu tam bir yerli turist mekanı, sabahtan akşama kadar denize gir, akşamda plajda yürü, mısır al, çekirdek al, gez, otur, tekrar gez mantığı var biraz.Eğlence mekanı çok gözümüze çarpmadı.Sakin bir yer yani.Kaldığımız pansiyondan dışarısı aşağıdaki fotoğrafta gözüküyor.
Öğlen kalkınca- sabah kalkıp denize gidenlerden olamadım hiç- balık tutmaya gittik, Susanoğlu yakınlarında bir yere, DSİ’nin pompa istasyonuydu.Üç gün boyunca üç arkadaş toplam 3 tane balık tuttuk, o balıkları da bir araya getirsek bir tane ortalama boy balık etmez, hepsi japon balığının denize ayak uydurmuş versiyonları gibiydi.Oradaki dayılara sorunca öğrendik ki tamamen yanlış yapıyormuşuz herşeyi.İlk olarak yem niyetine karides kullanmak çok faydalı bir iş değilmiş, çünkü balıklar karidesi iğneye takılmadan kenardan götürüyormuş, yine de ekmek içine nazaran daha iyi sonuç aldık o ayrı, en güzeli solucan kullanmakmış.Bunun yanında bizim iğneler de büyükmüş, o yüzden de yapamıyormuşuz, neyse dedik başka bahara, ama en güzeli arkadaşımın balık zannederek heyecanla çektiği oltanın ucundan Efes Extra çıkmasıydı.Bir de balık ağı çektik.Fotoğrafta iğnelerin ucunda gözükenler karides.Hem hiç işimize yaramadı hem de inanılmaz pis bir kokusu var.


