Deulcom International’in patronu Sn. Baybars ALTUNTAŞ ile girişimcilik üzerine verdiği bir seminerden sonra kısa bir röpörtaj imkanı buldum ve sizlerle paylaşmak istedim ama önce biraz kendisinden bahsedeyim sizlere
Baybars Bey Boğaziçi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği mezunu , Türkiye’ye ”Franchisinig” sistemini getiren isim , Deulcom International şirketinin kurucusu ve yöneticisi aynı zamanda da Beyoğlu
güzelleştirme derneğinin başkanı.Bir çırpıda okunan bu sıfatlar 18 senenlik bir uğraşın sonucu.Bakalım nasıl gelişmiş olaylar?
Boğaziçi Üniversitesi kütüphanesinde dergileri karıştırırken o zamanki adıyla ”Ekonomik Panorama” isimli bir dergide çıkan haber Baybars beyi çok heyecanlandırmış.Haber Franchising sistemi üzerine.O zamana kadar derslerden artan vaktinde öğrencilere ders anlatan ve bir seyahat acentesinde çalışıp turlar düzenleyen yani kısacası Franchising ile ilgili hiç bir deneyimi olmayan Baybars Bey haberdeki bağlantıya yani Alman Franchising derneğine hemen bir faks çeker , der ki :
- ”Bu sistem Türkiye’de uygulanmaya müsait bu duruma ne dersiniz?”.
Cevap almayacağını düşünürken bir hafta sonra cevap gelir :
- ”Bir basın toplantısı düzenleyin çünkü biz oraya geliyoruz”
Bu cevap üzerine Baybars Bey hemen bir basın toplantısı düzenlemek ister o zamanda İstanbul’da Çırağan Kempinski oteli yeni açılmış.Otele meramını anlatır onlarda otelin ilk toplantısı için Franchising konulu bu basın toplantısını seve seve hem de ücretsiz olarak düzenler.(Baybars Bey Otele , para alınması halinde fiyatın ne kadar olacağını sorar ve bu meblayı Alman Franchising derneğine faturalar!!)Medya olaya çok ilgili davranır.Ertesi gün birçok gazetede manşet olur bu toplantı.Bunun üzerine de Almanya’daki Franchising fuarına davet edilir Baybars Bey.2 hafta öncesine kadar sıradan bir üniversiteli iken Almanya’da kaldığı otelde dünyanın en büyük firmalarının yöneticileriyle beraberdir(yan odada BP den bir yönetici varmış mesela)Gelelim fuara.Orada Kendisine küçücük bir stand verilir standın üzerinde de Türkei yazmaktadır sadece.Orada Türkiye’de ki boşluğu çok iyi pazarlar yabancı yatırıcımlara , bu arada Türkiye’den de birçok şirket Baybars beyin hala part-time çalıştığı seyahat acentesine telefon yağdırıp franchisinig için yabancı şirketlerin isimlerini ister.(O zamana dek bu iş için ne bir ofis ne de sekreter ayarlayacak vakit bulamamıştır Baybars Bey.)Türkiye’ye dönüşte de işadamlarının talepleri doğrultusunda bu işi bir dernek çatışı altında sürdürür.O zamanlar dernek kurulması için 7 kişi gerektiğini bilmeyen Baybars Bey bunu öğrendiği zaman 2. erkek yurdunda ki arkadaşlarını da derneğin kurucu üyesi yapar!!Bu şekilde başlayan maceranın sonunda artık Türkiye’de birçok firma yabancı firmaların isim haklarını satın alıp işletme açabilmekte.
Gelelim Deulcom International firmasına.Bu firma Baybars Bey’in kurmuş olduğu bir eğitim şirketi.Baybars Bey hosteslere ve ticketing yapan elemanlara eğitim veren bir firma olmadığını anlayınca şirketi kurma kararı alır.Şimdi bu firma benim de Almanca kursuna devam ettiğim 8 ilde 11 şubesi olan bir çok konuda da eğitim veren çok büyük bir eğitim kurumu.
Baybars ALTUNTAŞ bütün bunları bir kuruş harcamadan (Deulcom’u kurarken 400 dolarmış sermayesi ama franchising işini Türkiye’ye getiriken gerçekten sermaye yok.Haberi okuduğu dergi de üniversite kütüphanesine ait.Dergiye bile para vermemiş!!)nasıl başardı?Bunu kendisi çok güzel özetliyor
”Kilis’te pekmezi olanın sineği Bağdat’tan gelir”
1991 senesinde 20 bin tirajı olan bir dergide okuduğu haberin aldından bu yolculuğa başlamış kendisi.Diğer 19.999 kişi bu iş fırsatını göremedi ya da ilk adımı atmaktan çekindi diyor.
Geri kalan bölümde kendisine yönelttiğim sorulara verdiği cevaplardan derlediğim mini bir röpörtaj var
TT : Girişimci’yi nasıl tarif edersiniz?
BA : İş planını kafasında kurgulayan , ardından da iş planı doğrultusunda gerekli oyuncuları iyi tespit edip tüm senaryoyu yazan kişidir
TT : Araştırma (kaynak : www.insankaynaklari.com/ikdotnet/icerikdetay.aspx?KayitNo=2867) sonuçları gösteriyor ki iyi bir girişimcide bulunması gereken beş temel özellik sırası ile şunlar
Risk Alabilme
Özgüven
Yaratıcılık
Liderlik
İletişim Becerileri
Siz bu yetkinlikleri nasıl tanımlıyorsunuz?
BA : Risk alırken önemli olan kaybettiğinde yerine kısa sürede koyabileceğin şeyleri feda etmektir , bunu yaptıktan sonra da ilk adımı atmak için büyük bir özgüven gerekir zaten o her zaman şart.Yaratıcılık ise ihtiyaç tespiti olarak tanımlanabilir bu da olaylara herkesten farklı bakabilmek ilgili.Gelelim liderlik konusuna.Hizmet sektöründe yer alacaksanız liderlik şart.Bu yadsınamaz bir olgu çünkü bir girişimci işe başladığında genelde ya yalnız olur ya da yanında çok az arkadaşı vardır dolayısıyla sonradan oluşacak ekip için her zaman bir yol göstericiye ihtiyaç var.İletişim beceriside aynı şekilde insanlarla her zaman kontak halinde olmak çok önemli yeni oluşturulacak bağlantılar iş için her zaman fayda sağlar burada da iletişim becerisi daha iyi olan önde olacaktır.
TT : Anladığım kadarıyla girişimcilikte önemli olan olaylara herkesten farklı gözle bakabilmek.Bu geliştirilebilir bir olgu mu?
BA : Hemen şunu söyleyeyim girişimcilik asla doğuştan gelen bir şey değildir önemli olan öğrenme süresi.Bir insan bir şeyi öğrenmek isterse elinde sonunda öğrenir ama herkesin öğrenme kapasitesi farklıdır dolayısıyla kendini herhangi bir konuda eğiten insan eğitmeyene göre her zaman önde.Bu durum girişimcilik için de geçerli.Bu konuda ne kadar çok kitap okunur , konferans ve seminerlere katılınır ise birşeyler başarma ihtimali o kadar artar.Sonuçta evet geliştirilebilir bir olgu
TT : Kendinizi geliştirmek için nasıl bir yol takip edersiniz?
BA : Ekonomi basınını çok iyi takip ediyorum bir dönemde Para dergisinde yazarlıkda yaptım.Bunun dışında ilgi alanım dahilindeki konferansları yurt içinde ve dışında sürekli takip ederim.
TT : Kitaplarla aranız nasıl peki?
BA : Ekonomi ve yönetim ağırlıklı kitapları takip ediyorum.İyi bir okuyucu olduğum söylenebilir.
TT : Peki duyduğum kadarıyla Deulcom International’ı ağırlıklı olarak Adana’dan yönetmeniz İstanbul’da trafikde kaybettiğiniz vakit yüzünden.Bu doğru mu?
BA : Evet.İstanbul’da işe gidip gelirken günde iki saatim kayboluyordu bu da senede 1 ay demek bunu yıllara vurduğunuzda ciddi bir zaman kaybı söz konusu.Adana’da evden işe beş dakikada gidiyorum.İklimde çok güzel Adana’lılar şehirlerinin kıymetini bilmeli.
TT : Kendinizde gördüğünüz en büyük eksik nedir?
BA : Spor yapabilmeyi çok isterdim
TT : Kendi gözünüzde sizi diğerlerinden ayıran en büyük fark nedir?
BA : Sabır
Bu değerli söyleşi için Sn. Baybars ALTUNTAŞ’a çok teşekkür ederim
(imla hatalarım olacaktır mutlaka o yüzden şimdiden özür dilerim)

Tanercim ellerine sağlık çok güzel bir röportaj olmuş. Baybars Bey zaten sevdiğim bir insan bu yüzden de sitende bu röportajı okumak beni çok mutlu etti. başarılarının devamını dilerim..
Taner sayende yeniden semineri yaşamış gibi oldum ,gayet başarılı bir röportaj olmuş eline sağlık;)
Dear Baybars….
congratulations for your work.
Best wishes from Germany.
Yours Cousin
Suzan